CİHAN ÖZGÜR
AKP’nin planı HDP’siz erken seçim
TSK günlerdir gerilla bölgelerini günde birkaç kez bombalıyor. Tehditler gırla...
Savaş medyası yeniden işbaşında.
HDP’nin kapatılması tartışılıyor...
HDP’li yöneticilere tehdit ve şantaj uygulanıyor...
HDP’liler artık onar değil yüzer yüzer tutuklanmaya başlandı.
Sol, sosyalist ve demokrat çevrelere “Kürtlerden uzak durun” mesajı veriliyor.
PKK’ye karşı “dış destek tamam” propagandası yapılıyor.
“Silah bırakmazsanız saldırılar devam eder” açıklamaları yapılıyor.
Gerilla
bölgeleri 24 Temmuz’dan bu yana her gün bir kaç kez bombalanıyor. Türk
özel savaş medyası, kimine göre “Mehmetçik medya” yeniden haritalar
üzerinden savaş tamtamları çalarken, bazıları ise “Şu kadar yer vurduk,
bu kadarını öldürdük” demeye başladılar bile.
Peki yaşananlar gerilla alanlarında nasıl okunuyor? Gerilla ne diyor?
Gerilla bölgelerinde onların deyimiyle “rewş asayî“ yani “her şey normal”.
Yıllarca
tanık olduğum gibi rutin yaşamları devam ediyor. Çünkü PKK’liler
yaşamlarını ve çalışmalarını zaten savaş koşullarına göre örgütlüyorlar.
Planlamalarını, eğitimlerini, görevlendirmelerini, tatbikatlarını,
yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasını... Kısacası her şeyi savaş
koşullarına ve gerilla kurallarına göre yüksek disiplin, azami özen ve
dikkatle yapıyorlar. Öyle örgütlenip öyle yaşıyorlar. Bu, onların
olağanüstü yaşamlarının olağanlaşmış halleri...
Tepkileri gayet soğukkanlı ve kontrollü. Bu açıdan Erdoğan ve Davutoğlu’nun yeni süreci gerillalar için hiç de yeni değil.
Gerilla
bu savaşın dönüp AKP’nin başını yiyeceğinden emin. Kendilerine olan
güvenleri tam. Saldırıların başladığı 24 Temmuz akşamı toplantılarla
sabahlayan Türk devlet yetkililerine atıfta bulunuyorlar ve “Korkan
onlar” diyorlar.
AKP’nin kaos
yaratma, yarattığı kaosu fırsata dönüştürme planı, Türkiye için çok
kanlı geçebilir. Son günlerde yaşanan gelişmeler, devletin
derinleştirdiği savaş ve gerillaların misilleme eylemlerine başlaması,
gelecekte yaşanabileceklerin ipuçlarını veriyor.
Hava
saldırılarının Gever, Çelê, Şemzinan, Uludere-Haftanin, Xakurkê, Zagros
alanlarında yoğunlaşması “Acaba yeni bir sınır ötesi kara operasyonu
hazırlığı mı?” sorusunu akıllara getiriyor. Eğer böyle bir plan varsa
Türk devletini yeni bir “Zap hezimeti ve sendromu” bekliyor demektir...
Özel savaş medyası F16’ların sorty sayısını tartışadursun gerillalara göre askeri saldırılar siyasi amaçlı...
PKK ve gerilla kadar hatta daha fazla HDP hedefte.
***
AKP
seçim dönemi yürüttüğü kontrollü savaşı tırmandırdı. Hem Rojava hem de
Güney sınırında yaşanan gelişmeler bu savaşın her an kontrolden
çıkabileceğinin işareti. Fidan’ın planı gecikmeli devreye girdi ve
Erdoğan’ın “yeni” süreci başladı.
Bu sürecin elbette askeri, siyasi, toplumsal sonuçları olacaktır.
KCK’li
yetkililer, AKP’nin gerilim, kaos, istikrarsızlık yaratarak erken
seçimlerde tek başına iktidar olma hesabı yaptığını söylüyorlardı.
Yaşanan gelişmeler bu öngörüleri ve analizleri doğruladı.
Kilis
olayından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve hükümet
sözcüsü Arınç’ın açıklamaları, dışa dönük adımların göstermelik
olduğunu, asıl hesabın “içeriye” yönelik olduğunu gösterdi.
DAİŞ bahane, asıl hedef PKK ve HDP...
Tel
Abyad’ın Rojava devrim güçlerinin eline geçmesinden sonra “PYD DAİŞ’ten
daha tehlikeli” diyen AKP’li yetkililer, Erdoğan başkanlığında kriz
toplantıları düzenledi. Tampon bölge tartışmaları yeniden ısındırıldı.
Sonra “PKK ile DAİŞ’i eşitleyen” söylemler kullanıldı. Ardından bu
denkleme HDP dahil edildi. Zincirin halkaları böylece tamamlanmış oldu.
Ancak savaş ilanı için gerekçe gerekiyordu.
Suruç
katliamı ve Kilis olayıyla geçen yıl düşürülen Suriye uçağı olayından
sonra güvenlik toplantısında tartışılan Hakan Fidan’ın gecikmiş planı
güncellenerek devreye konuldu. Hani MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın
dışişleri yetkililerine, “Orası kolay. Dört adam gönderirim, bizim
tarafa sekiz füze attırırım sonra Suriye’ye gireriz” dediği plan vardı
ya, işte o plan.
İlk operasyon Suruç Katliamı oldu. İkincisi ise Kilis mizanseni...
İlkiyle iç, ikincisi ile dış tehdit algısı oluşturuldu.
Erdoğan’ın
PKK’ye yönelik “Ya silah bırakırlar ya da sonucuna katlanırlar”
ifadesi, Arınç’ın ’’PKK’yi zor günler bekliyor’’ sözleri ve HDP’yi hedef
alan açıklamalar, asıl hedefi gözler önüne serdi: Erken seçime gitmek
ve kazanmak!
AKP bu kumarda başarılı olacak mı? Göreceğiz. Ama bütün kozlarını oynayacağı anlaşılıyor.
Askeri
operasyonlar ve tutuklamalar hız kesmeden devam edecek. Eğer AKP bu
süreçte istediği algıyı oluşturursa koalisyon görüşmelerini bitirip
erken seçime gidecek. Koalisyon görüşmeleri geciktiriliyor ve
görüşmelerin bir oyalamacadan ve zaman kazanmadan ibaret olduğu açık...
Erken seçim kapıda.
AKP,
erken seçime kısa bir süre kala bir “oldu bitti” ile HDP’yi
kapattırarak Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin seçimlere girmesini
engellemek isteyecektir. Ya da etkili isimleri tasfiye ederek HDP
projesini etkisizleştirmeyi hedefleyecektir. Bunun için “terörize etme”,
“kriminalize etme” biçiminde her türlü özel ve kirli savaş yöntemleri
HDP’li vekiller üzerinde oynanıyor. HDP’li yöneticilere siyaset yasağı
gelebilir, bazıları tutuklanabilir. Oluşan demokratik birliğin
dağıtılması için türlü entrikalar oynanabilir.
HDP’ye ve HDP’li yöneticilere, milletvekillerine yönelik geliştirilen algı operasyonu bunu amaçlıyor.
Çünkü AKP şunu çok iyi görüyor:
HDP’nin girdiği bir seçimde AKP’nin amaçlarını gerçekleştirmesi
imkansız. Başarı için tek şart; HDP’siz bir seçim...