30 Temmuz 2015 Perşembe

AKP’nin planı HDP’siz erken seçim

CİHAN ÖZGÜR

AKP’nin planı HDP’siz erken seçim

TSK günlerdir gerilla bölgelerini günde birkaç kez bombalıyor. Tehditler gırla...
Savaş medyası yeniden işbaşında.
HDP’nin kapatılması tartışılıyor...
HDP’li yöneticilere tehdit ve şantaj uygulanıyor...
HDP’liler artık onar değil yüzer yüzer tutuklanmaya başlandı.
Sol, sosyalist ve demokrat çevrelere “Kürtlerden uzak durun” mesajı veriliyor.
PKK’ye karşı “dış destek tamam” propagandası yapılıyor.
“Silah bırakmazsanız saldırılar devam eder” açıklamaları yapılıyor.
Gerilla bölgeleri 24 Temmuz’dan bu yana her gün bir kaç kez bombalanıyor. Türk özel savaş medyası, kimine göre “Mehmetçik medya” yeniden haritalar üzerinden savaş tamtamları çalarken, bazıları ise “Şu kadar yer vurduk, bu kadarını öldürdük” demeye başladılar bile.
Peki yaşananlar gerilla alanlarında nasıl okunuyor? Gerilla ne diyor?
Gerilla bölgelerinde onların deyimiyle “rewş asayî“ yani “her şey normal”.
Yıllarca tanık olduğum gibi rutin yaşamları devam ediyor. Çünkü PKK’liler yaşamlarını ve çalışmalarını zaten savaş koşullarına göre örgütlüyorlar. Planlamalarını, eğitimlerini, görevlendirmelerini, tatbikatlarını, yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasını... Kısacası her şeyi savaş koşullarına ve gerilla kurallarına göre yüksek disiplin, azami özen ve dikkatle yapıyorlar. Öyle örgütlenip öyle yaşıyorlar. Bu, onların olağanüstü yaşamlarının olağanlaşmış halleri...
Tepkileri gayet soğukkanlı ve kontrollü. Bu açıdan Erdoğan ve Davutoğlu’nun yeni süreci gerillalar için hiç de yeni değil.  
Gerilla bu savaşın dönüp AKP’nin başını yiyeceğinden emin. Kendilerine olan güvenleri tam. Saldırıların başladığı 24 Temmuz akşamı toplantılarla sabahlayan Türk devlet yetkililerine atıfta bulunuyorlar ve “Korkan onlar” diyorlar. 
AKP’nin kaos yaratma, yarattığı kaosu fırsata dönüştürme planı, Türkiye için çok kanlı geçebilir. Son günlerde yaşanan gelişmeler, devletin derinleştirdiği savaş ve gerillaların misilleme eylemlerine başlaması, gelecekte yaşanabileceklerin ipuçlarını veriyor. 
Hava saldırılarının Gever, Çelê, Şemzinan, Uludere-Haftanin, Xakurkê, Zagros alanlarında yoğunlaşması “Acaba yeni bir sınır ötesi kara operasyonu hazırlığı mı?” sorusunu akıllara getiriyor. Eğer böyle bir plan varsa Türk devletini yeni bir “Zap hezimeti ve sendromu” bekliyor demektir...
Özel savaş medyası F16’ların sorty sayısını tartışadursun gerillalara göre askeri saldırılar siyasi amaçlı...
PKK ve gerilla kadar hatta daha fazla HDP hedefte. 
***
AKP seçim dönemi yürüttüğü kontrollü savaşı tırmandırdı. Hem Rojava hem de Güney sınırında yaşanan gelişmeler bu savaşın her an kontrolden çıkabileceğinin işareti. Fidan’ın planı gecikmeli devreye girdi ve Erdoğan’ın “yeni” süreci başladı.
Bu sürecin elbette askeri, siyasi, toplumsal sonuçları olacaktır.   
KCK’li yetkililer, AKP’nin gerilim, kaos, istikrarsızlık yaratarak erken seçimlerde tek başına iktidar olma hesabı yaptığını söylüyorlardı. Yaşanan gelişmeler bu öngörüleri ve analizleri doğruladı. 
Kilis olayından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu ve hükümet sözcüsü Arınç’ın açıklamaları, dışa dönük adımların göstermelik olduğunu, asıl hesabın “içeriye” yönelik  olduğunu gösterdi. 
DAİŞ bahane, asıl hedef PKK ve HDP...
Tel Abyad’ın Rojava devrim güçlerinin eline geçmesinden sonra “PYD DAİŞ’ten daha tehlikeli” diyen AKP’li yetkililer, Erdoğan başkanlığında kriz toplantıları düzenledi. Tampon bölge tartışmaları yeniden ısındırıldı. Sonra “PKK ile DAİŞ’i eşitleyen” söylemler kullanıldı. Ardından bu denkleme HDP dahil edildi. Zincirin halkaları böylece tamamlanmış oldu. 
Ancak savaş ilanı için gerekçe gerekiyordu. 
Suruç katliamı ve Kilis olayıyla geçen yıl düşürülen Suriye uçağı olayından sonra güvenlik toplantısında tartışılan Hakan Fidan’ın gecikmiş planı güncellenerek devreye konuldu. Hani MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın dışişleri yetkililerine, “Orası kolay. Dört adam gönderirim, bizim tarafa sekiz füze attırırım sonra Suriye’ye gireriz” dediği plan vardı ya, işte o plan. 
İlk operasyon Suruç Katliamı oldu. İkincisi ise Kilis mizanseni...
İlkiyle iç, ikincisi ile dış tehdit algısı oluşturuldu. 
Erdoğan’ın PKK’ye yönelik “Ya silah bırakırlar ya da sonucuna katlanırlar” ifadesi, Arınç’ın ’’PKK’yi zor günler bekliyor’’ sözleri ve HDP’yi hedef alan açıklamalar, asıl hedefi gözler önüne serdi: Erken seçime gitmek ve kazanmak!
AKP bu kumarda başarılı olacak mı? Göreceğiz. Ama bütün kozlarını oynayacağı anlaşılıyor. 
Askeri operasyonlar ve tutuklamalar hız kesmeden devam edecek. Eğer AKP bu süreçte istediği algıyı oluşturursa koalisyon görüşmelerini bitirip erken seçime gidecek. Koalisyon görüşmeleri geciktiriliyor ve görüşmelerin bir oyalamacadan ve zaman kazanmadan ibaret olduğu açık...
Erken seçim kapıda. 
AKP, erken seçime kısa bir süre kala bir “oldu bitti” ile HDP’yi kapattırarak Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin seçimlere girmesini engellemek isteyecektir. Ya da etkili isimleri tasfiye ederek HDP projesini etkisizleştirmeyi hedefleyecektir. Bunun için “terörize etme”, “kriminalize etme” biçiminde her türlü özel ve kirli savaş yöntemleri HDP’li vekiller üzerinde oynanıyor. HDP’li yöneticilere siyaset yasağı gelebilir, bazıları tutuklanabilir. Oluşan demokratik birliğin dağıtılması için türlü entrikalar oynanabilir.
HDP’ye ve HDP’li yöneticilere, milletvekillerine yönelik geliştirilen algı operasyonu bunu amaçlıyor.  

Çünkü AKP şunu çok iyi görüyor: HDP’nin girdiği bir seçimde AKP’nin amaçlarını gerçekleştirmesi imkansız. Başarı için tek şart; HDP’siz bir seçim...